Karpinar Köyü Sitesi

Ana Sayfa - Portal - Forum - Üyeler - Giris - Kayit - Iletisim - Radyo

Portal Duyuru!

Karpinar Köyü Sitesinin E-mail Adresi degismistir,Yeni E-mail Adresimiz KarpinarKoyu@KarpinarKoyu.com

 

Alevilik Nedir? Alevilik hakkinda bilinmeyenler

Alevilik Nedir??

Alevilik, Hz. Ali'yi sevmek, onun yolundan gitmektir. Sadece Anadolu`da Aleviler degil, Misir'da Fatimiler, Iran'da Siiler, Pakistan'da Ismailiye mezhebi, Ebubekir yerine Ali'yi halife olarak görmek isteyenlerdir. Alevilik bir mezheptir, bir yasam biçimi, bir düsünce akimidir. Hazreti Muhammed'i tanimak ama ölümünden sonra diger halifelerin degil, Ali'nin yolundan gitmektir. Aleviler Caferi mezhebindendir.

Ama Alevilik, belki de Misir ve Iran'dakinin tersine, fazlasi ile Anadolu'ya ve Anadolu'nun Türkmen halkina özgü bir tür Islamdir. Orta Asya'dan gelirken kendi samanist inançlarina Ali tarftari olmayi da katan bu göçebe Türkmenler, 13. yüzyildan itibaren Anadolu Selçuklu, Osmanli, Safevi ve Türkiye Cumhuriyeti gibi dört devletin kurulusunda pay sahibi olmus; Babailer, Seyh Bedredin, Kalender Çelebi, Sahkulu, Baba Zünnun olarak ayaklanmalarda kirmis kirilmis; Hiristiyan Rumlar'dan Gregoryen Ermeniler'e ve Safii Kürtler'e kadar farkli din ve milletten insanla yogrulmus; Yunus Emre, Ahi Evran, Haci Bektas, Geyikli Baba gibi yüzlerce farkli düsünür, ozan ve önderin etkisinde kalmis; Yavuz Selim'den IV. Murat'a, Kuyucu Murat Pasa'dan Köprülü Mehmet Pasa'ya kadar yüzlerce iktidar sahibi tarafindan kiyilmis; Ebusuud Efendi'den Mevlana Hayder'e kadar degisik degisik din adaminin fetvasi boynuna asilmis... Ezcümle, 800 yildir bu cografyanin tarih ve siyaseti içinde yogrulmuslar. Bunun üzerine de Rafiziler'in, Hurufiler'in, Sufiler'in, Kalenderiler'in... ve hatta Sünniler'in getirip koyduklarini ekleyerek, kendi Islamlarini yaratmislar: Bir türlü Anadolu Islam'i; yani Alevilik.

Alevilik Nasil Dogdu?


Aleviligin kökeni genel olarak Hz. Muhammed’in vefati sonrasinda yasanan gelismelere dayanmaktadir. Ancak Anadolu Aleviligi ele alinirken islamöncesi ve sonrasi birçok farkli dinsel ve kültürel unsuru da gözden kaçirmamak gerekmektedir.Önce Aleviligin dogusuna yolaçan gelismeleri görelim:

Hz. Muhammed’in vefati sonrasinda ortaya çikan kimin halife olacagi sorunu, Alevi-sünni meselesinin ilk tohumlarini atmistir. Hz. Muhammed daha sagliginda birçok kez Hz. Ali’nin halefi olacagini vurgulamisti. Hz. Muhammed’in soyu, kizi Hz. Fatima’yi es olarak verdigi Hz. Ali’den devam etmisti.Hz. Muhammed Mekke’ye Hicret ettigi zaman da ailesine ve islerine bakmak üzere Hz. Ali’yi yerine birakmisti. Üstelik Peygamber Hz. Ali’nin katildigi hemen hemen bütün savaslarda onu komutan olarak atamistir.

Bilindigi üzere Hz. Muhammed Veda Hacci dönüsünde (632) Gadîru Hum adli yerde beraberindeki müslümanlarla konaklayarak bir konusma yapmis ve bu konusmasinda kendisinden sonra amcasioglu ve damadi Hz. Ali’nin müslümanlara önder yani halife tayin oldugunu ifade etmisti. Orada aralarinda Ikinci Halife Ömer’in de bulundugu müslümanlar bundan dolayi Hz. Ali’yi kutlamislardi.

Ölmeden önce Hz. Muhammed “Bana bir kalem ve kagit getirin size bir vasiyet yazdirayim ki, benden sonra ihtilafa düsmeyesiniz.” demis ancak bu istegi yerine getirilmemis ve Peygamber vasiyetini yazamadan vefat etmisti. Daha sonra Hz. Ali ve diger aile üyeleri Peygamberin defin isleriyle ugrasirken, Ebu Bekir ve Ömer’in de aralarinda bulundugu ensar ve muhacirin ileri gelenleri iktidar kavgasina baslamislardi bile. Bu iktidar mücadelesi Ebu Bekir’in halife olmasi ile sonuçlanmis, daha sonra sirasiyle Ömer ve Osman halife olmuslardir. Sonuç olarak bu üç kisinin halifelikleri, deyim yerindeyse Peygamberin Ehli Beytine ragmen gerçeklesmis, bu nedenle yüzyillardir tartisilagelmistir. Hz. Ali ve Hz. Fatima bu halifelikleri onaylamamakla birlikte, iktidar ugruna gerginlik yaratmaktan da kaçinmislar, bu haksizligi sineye çekmeyi uygun görmüslerdir.

Alevi-Sünni meselesinin ilk çikisi özetlemege çalistigimiz bu halifelik meselesine dayanir. Ehli Beytin basina gelenler ve bunlardan en önemlisi Kerbela Olayi ise Aleviligin siyasal ve düsünsel bakimlardan daha da olgunlasmasina ve Araplar disindaki diger uluslar arasinda da yayilmasina neden olmustur.Simdi bu gelismeleri görelim:

Osman’in halifelik dönemi (644-656), daha önce tohumlari ekilmis bulunan bölünmelerin, problemlerin su yüzüne çiktigi bir dönem olmustur. Halife Osman’in yönetiminde akrabalarina, yani Emevi ailesine gösterdigi asiri yakinlik ve valiliklere onlari tayin etmesi ve diger suistimaller ona karsi Irak, Misir, Hicaz ve Surite’de yogun bir hosnutsuzluk duyulmasina yolaçmistir. Valileri halka kötü davraniyor olmalarina ragmen onlari koruyucu bir tutum takinmis, sonuçta Misir, Basra ve Kûfe’den yola çikan gruplar Halife Osman’in evini kusatarak onu öldürmüslerdir.(656)

Üçüncü Halife Osman’in öldürülmesi sonrasi Hz. Ali halifeligi sahabenin israrlari üzerine kabul etmistir. Hz. Ali iç karisikliklarin çok yogun oldugu bir dönemde ve bu karisikliklari sonlandirmak amaciyla halifelik görevini kabul etmistir. Daha önce Osman’in aleyhinde bulunmus olan Hz. Muhammed’in eslerinden Ayse, Talha ve Zübeyr, Hz. Ali’nin halife olmasi sonrasinda onu Osman’in ölümünden sorumlu tutarak Cemel savasina yolaçmislardir. Cemel Savasi Hz. Ali’nin galibiyetiyle sonuçlanmistir. Hz. Ali bu olaydan sonra Sam’da hüküm sürmekte olan ve kendisine biat etmeyi reddeden Sam Valisi Muaviye sorununun çözümüne giristi. Muaviye, Hz. Ali’yi Osman’in ölümünden sorumlu tutuyor ve Sam’da bunun propagandasini yapiyordu. Hz. Ali’nin uyarilari sonuçsuz kalinca Hz. Ali ve Muaviye Ordulari arasinda Siffin Savasi (657) baslamis oldu. Hz. Ali’nin ordusu savasi kazanmak üzereyken, Muaviye’nin yakin adami Amr Ibn-ül As’in, askerlerin mizraklarinin ucuna Kuran sayfalarini baglatarak “Allahin kitabi sizinle bizim aramizda hakem olsun.” diye bagirtmasi sonucu Hz. Ali’nin ordusu saldiriyi durdurdu. Bu sekilde Amr’in hilesi ise yaramis ve iki taraftan hakemler seçilmis, bir sonuca ulasilamamistir. Burada Hz. Ali’nin ordusundan ayrilan bir grup da Hariciler adini almislardir. Böylece müslümanlar Hz. Ali yandaslari, Muaviye yandaslari ve Hariciler olmak üzere üçe bölünmüs oluyorlardi. Hz. Ali vefatindan önce Haricilere yönelik askeri bir harekat düzenlemis, önemli bir bölümünü yok etmisti. 24 Ocak 661’de ise Hz. Ali, Ibn Mülcem adli bir harici tarafindan ugradigi saldiri sonucunda sehid olmustur.

Bu sekilde Emevi hükümdari Muaviye iktidara yönelik siyasal amaçlarini ne pahasina olursa olsun elde etmeye ugrasmis, Siffin’de Hz. Ali’ye yenilecegini anlayinca hileye basvurmus ve Hz. Ali’nin vefati ile Emevi saltanatini kurma amacina ulasmistir. Hz. Ali’nin vefati sonrasi Sam ve Misir disinda bütün eyaletler Hz. Hasan’a biat etmislerdi. Muaviye kendi iktidari için tehlikeli saydigi Hz. Hasan’i zehirletmekten de çekinmedi. Muaviye, Ehli Beyte ve Hz. Ali yandaslarina her türlü eziyeti yaptirmis, camilerde Hz. Ali’ye lanet okutmus ve kendisinden sonra oglu Yezid’in halife olmasini saglamak yoluna gitmisti. Hz. Hasan’in zehirletilmesiyle Yezid’in önünde en büyük engel olarak Hz. Hüseyin bulunmaktaydi.

Yezid ilk is olarak Medine Valisi ve akrabasi Velid’e bir mektup yazarak, özellikle Hz. Hüseyin’in muhakkak kendisine uymasinin saglanmasini, bunu reddederse öldürülmesini emrediyordu. Dogal olarak Hz. Hüseyin’in Yezid gibi bir zalime itaat etmesi mümkün degildi. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle 4 Mayis 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanina alarak Mekke’ye gitti. Ayrica, Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmedigini ve Mekke’ye gittigini ögrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek Kûfe’ye davet ile kendisini halife olarak taniyacaklarini bildirdiler. Bunun üzerine Hz. Hüseyin amcaoglu Müslim’i uygun bir ortam saglamak için Kûfe’ye gönderdiyse de Müslim Yezid’in adamlarinca yakalanarak idam edildi. Hz. Hüseyin Mekke’den Kûfe’ye dogru yola çiktigi sirada Müslim öldürülmüstü.

Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbela’ya geldiklerinde hem susuz birakilmis, hem de binlerce kisilik ordu tarafindan sarilmis durumdaydilar. Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah, Hz. Hüseyin’in geri dönmek, Yezid’le görüsmek veya islam sinirlarindan birine gitmek isteklerinden hiçbirini kabul etmedi. Esasen onun görevi Yezid’in emrini yerine getirmek, yani Hz. Hüseyin’i öldürmekti. Çünkü biliyordu ki Hz. Hüseyin yasadigi sürece efendisi Yezid’e rahat yoktu. Sözde müslümanlardan olusan koskoca bir ordu iktidar ugruna kendi dinlerini kuran Peygamberin torununu ve ailesini katletmeye kararliydi.

Nihayet 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazirliklarini yapti ve Yezid’in ordusuna yaklasarak hitab etmek istediyse de, bu anlamli konusma Yezid’in ordusunu pek etkilemedi. Çok dengesiz bir sekilde baslayan savasta Hz. Hüseyin’in 23 süvari ve 40 piyadeden olusan savasçilari ögleden sonraya gelindiginde gittikçe azalmis bulunuyordu. Hz. Hüseyin de bu az sayida insanla yaya olarak savasiyordu. Sonunda Simr’in emriyle her yandan hücum edilerek Hz. Hüseyin sehid edildi.Sonra çadirlar yagma edildi, hasta olan Imam Zeynel Abidin de öldürülmek istendiyse de engellendi. Bu çirkin savasin en küçük kurbani ise daha alti aylik bir bebek olan Hz. Hüseyin’in oglu Ali Asgar’di. Hz. Hüseyin tarafinda sehid olanlar yetmis iki kisi idi.

Kerbela olayi yüzyillara damgasini vurmus bir tarihsel olaydir. Bu olay o zamanki müslüman memleketleri halklarini o kadar etkiledi ki Emevi saltanati kökünden sarsildi. Kerbela Olayi Iran ve Hicaz’da duyulunca halkta Emevilere karsi büyük bir kin olustu ve isyan hareketleri basgösterdi. Yezid’in Mekke ve Medine’ye saldirmasi ise bardagi tasiran son damla oldu. Özet olarak , camilerde Hz. Ali’ye küfür ettirilmesi, önce Hz Hasan’in daha sonra da Hz. Hüseyin ve ailesinin ki Peygamberin soyu onlardan devam ediyordu, acimasizca öldürülmeleri, Emevi Hanedanina karsi muhalif bir düsünsel ve siyasal temeli olan bir harekete yolaçti. Bu harekete Hz.Ali yandasligi veya Alevilik demek mümkündür.


Aleviligin Yasam Felsefesi Nedir?

Alevilikte hersey sevgiye, kardeslige dayanir. Din, dil, irk, mezhep ayirimi yapilmaz, insanlar düsüncelerinden, inançlarindan dolayi ayiplanmaz.

Alevilik, bagimsiz düsünceye, özgür davranisa, çagdas olmaya uygun bir yasam biçimidir. "Eline, beline, diline sahip ol", "Koymadigini alma, görmedigini söyleme", "Incinsen de incitme", Döktügünü doldur, aglattigini güldür, yiktigini yap" ilkeleri, Aleviler'in yasam felsefesini olusturur. Haksizliklari vurarak kirarak degil, türküler, deyisler, ezgiler söyleyerek protesto ederler. Bugüne kadar Pir Sultanlarin, Nesimilerin yaptigi gibi..


Mum Söndü Nedir?

Mum söndü, halk arasinda "Ana-baci tanimayan Alevilerin toplu seks alemidir" seklinde tarif edilir. Ancak bu yüzyillik yanlislik, Alevilerin büyük sehirlerde baskilardan kurtularak kendilerini ifade etmeleriyle düzeltilmistir.

Aleviler, cem ayinlerinde, cem meydanini aydinlatmak için mum yakar ve cemin bitiminde söndürürler. Ancak onlar kadin erkek esitligi meselesini 1400 yil önce çözdükleri ve ibadeti de kadin erkek birlikte yaptiklari için, haklarinda böyle yanlis söylentiler çikarilmistir.


Aleviler Dinsiz Midir?

Aleviler Allah'i tanirlar. Hazreti Muhammed'in son peygamber olduguna, Hazreti Ali`nin ise veliligine inanirlar. Bu inançlarini, "Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali" üçlemesiyle dile getirirler. Ancak ibadet sekilleri farklidir. Örnegin ramazan ayinda degil, muharrem ayinda oruç tutarlar. Orucu bir ay boyunca degil, 12 gün tutarlar. Ibadetlerini gece ve özellikle kisin yaparlar. Bunun nedenini, Rum Suresi'nin 20'nci ve 7'nci ayetiyle açiklarlar: "Rabbin senin gecenin üçte ikisinde, bazen de gecenin yarisinda, bazen de üçte birinde seninle beraber bulunan bir toplulukla birlikte ibadet ettigini bilir. Çünkü senin gündüz uzun uzun islerin vardir".


Aleviler Namaz Kilarlar Mi?

Kilarlar ancak namazlari da farklidir. "Kuran"da ibadetin tarifi yoktur. Bes vakit namaz yoktur. Kuran'da dua et, Allah'a dua et. Atin üzerinde, devenin üzerinde, yürürken, yanüstü yatarken, sirtüstü yatarken Allah'a dua edebilirsin yazar" derler. O nedenle, kendilerini nerede Allah"a yakin hissederlerse, orada ve Türkçe dua ederler. Bu onlar için namazdir. Alevi felsefesi insani kutsal kabul eder. O nedenle Aleviler namaz kilarken halka halinde, birbirlerine dönüktürler. Insanlar insanin yüzüne secde eder.


Kerbela Olayi Nedir?

Kerbela, Hazreti Ali'nin oglu Hüseyin ve yakinlarinin Ebu Vakkas kumandasindaki ordu tarafindan sikistirilarak öldügü yerin adidir. Hüseyin, Muaviye`nin oglu Yezid'i halife olarak tanimadigi için, Kerbela'da aç ve susuz birakilmis ve öldürülmüstür.


Cem Ayi Nedir?

Genellikle persembeyi cumaya baglayan gece yapilir. Alevilik felsefesine ihanet edenler, Cem'e alinmaz. Dede sorar: "Eline, beline, diline, imanina esine, isine sadik misin?" Sonra cemaate sorar. Cemaat "Hak eyvallah dede. Biz bir seyini görmedik Allah için" der. Herkesin birbirinden rizasi alinir. Bu bir tür halk mahkemesidir. Eger birbirinden sikayetçi olan varsa, onlarin sorunlari dinlenir ve mesele çözülür. Daha sonra Semah dönülür, Asiklar saz çalar, deyisler söyler. Dede Alevilik felsefesi üzerine konusmalar yapar. Sofranin kurulmasi ve lokmanin yenmesiyle cem biter


Alevi Hukuku

Alevi Hukuku nedir?

Alevi hukuk sistemi Sünni hukuk sisteminden çok farklidir. Tarih boyunca Aleviler, kendilerini sürekli ve sistematik bir sekilde baski altina alan ve zulüm eden egemenlerin hukuk sistemine alternatif bir sistem gelistirdiler. Bu hukuk sisteminin Sünni hukukuyla ortak noktalari çok azdir. Toplumsal yasami düzenlemede, toplumsal yasam içinde çikan anlasilmazliklarda getirilen çözümler, sunulan öneriler bir çok alanda zitlik teskil etmislerdir. Aleviler, Sünni hukuk anlayisina nadiren basvurmuslar. Kendi aralarinda çikan sorunlari kendi Mürsid’leri önderliginde halk mahkemesi seklinde çözmüslerdir. Bu anlamiyla halk mahkemesini toplumun bire bir katildigi ve çözüm getirdigi, ceza verdigi bir kuruma dönüstürmüslerdir. Tabii günümüzde bu hukuk anlayisi ne kadar uygulaniyor tartisilir. Fakat gerçek olan Aleviler tarih boyunca zorunlu olmadikça devletin/devletlerin mahkemelerine basvurmamislardir.

Alevi hukuk sistemi, toplumsal yasam içerisinde çikan irili, ufakli anlasmazliklari Alevi inancinin temel ilkelerini esas olarak çözmüstür. Alevilere atfedilen, hiç bir gerçekligi olmayan tamamen Aleviligi ve Alevileri karalamaya yönelik iftiralarin aksine; Alevi toplumu kendisini bu hukuk sistemi ile güçlendirmis ve buna bagli olarak ta muazzam bir ahlâk sistemi (eline, beline, diline sahip ol) ile iftiracilarin aksine müthis ahlâkli, paylasimci, esit bir toplumsal yasam olusturmustur. Biz burada Alevi hukuk sistemini bütün detaylariyla açiklamayi gereksiz görüyoruz. Yine de Alevi hukuk sistemini özet olarak belirtmek gerekir:

Alevilikte yargilamanin amaci; hakli olanin hakkini geri almak ve suçlu olani kötülüklerinden arindirarak tekrar toplumsal yasam içerisine dönmesini saglamaktir. Bu anlamda yargilama ayni zamanda bir elestiri-özelestiri, arinma, temizlenmesine ve gerçegi bulmak için bir vesiledir.

Alevilikte suç oranina göre cezalar vardir. Alevi hukukunda ceza, cezalidan öç alma degil, onu düzeltme, yeniden ahlâkli kilma ve topluma kazandirmak için bir araçtir. Alevi hukuk sisteminde toplumsal sorunlarda en agir ceza teshir ve tecrit etmedir. Teshir ve tecrit edilen birisi "düskün"dür. Düskün, ceza süresi bitene kadar toplum tarafindan dislanir. Cezasi bittikten sonra ise tekrar toplum içine dönebilir.
Copyright © 2007- 2012 Karpinar Köyü Sitesi. All Rights Reserved