|
Portal Duyuru!
|
Asik Mahzuni Serif
Sizlere Asik Mahzuni’yi anlatirken aslinda kendisini biz degil kendisi bize kendisini sanatiyla, mücadalesiyle anlatacaktir. Asik Mahzuni’yi tanidikca onun tüm zamanlarda bu tür insanlarin ne kadar zor sartlarda yasadiklarini ve yasadiklari çaglara damgasini nasil vurduklarini anliyacagiz. Bazi seyler vardir insana iste ben buyum der. Asik Mahzuni Serif’de sanatiyla ve mücedelesiyle adeta insana ben buyum der. Kendisinin “Benim söylediklerim neyse ben O’yum” sözü buna en iyi örnektir. Asik Mahzuni’yi sizlere anlatirken kendisinin hayatini kisa fakat sanatini, dünya görüsünü ve mücadelesini genis ve Asik Mahzuni’ye yakisir bir sekilde anlatacagiz.
Marasin Afsin ilçesi Berçenek köyünde baba Zeynel Cirik ve ana Döndü Cirik köydeki aganin tarlasinda Maraba olarak çalisirlar. Kendileri zor sartlarda yasam mücadelesi verirken 1940 yilinda bir oglu olur ve adini Serif Cirik koyarlar. Asik Mahzuni kendi dogum tarihini anlatirken “Babamin dedigi dogruysa, anamin da dedigi dogruysa 1943 yilinin Ocak 3’ünde Afsin’a bagli Berçenek köyünde dogmusum” der. Asil dogum tarihi 1943 olmasina ragmen nüfus kayitlarinda Asik Mahzuni’nin dogum tarihi 3 Ocak 1940 olarak geçer. Çünkü o zamanlarda dogum tarihinin pek önemi yoktur.
Çocuklugu kendi köyünde geçer ve köyünde okul olmadigi için Elbistan’in Alembey köyünde medresesi olan Lütfi Efendinin medresesine kuran hafiz kursuna gönderilir. Mahzuni o yillarini “ Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner. Haci Lütfi Efendi hiç çekinmeden, caninin istedigi sekilde bilmedigimiz dillerle, bilmedigimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan. Arapcayi o zaman ögrendim. Simdi Arapcayi yazip okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üçbuçuk sayfada kaldim “ diyor. Daha sonra köyde okul açilir ve gelen egitmenle ilkokulu bitirir.
Afsin ve Elbistan’da üniformali asker gençleri gürür ve onlara özenir.”Gün oldu gönül bir seye takildi” der Asik Mahzuni. Istedigi olur ve 1956 yilinda Mersin 3. Assubay Hazirlama Okulu’na baslar ve 1959 yilinda basari ile bitirir. Ordonat Tekniker sinifina ayrilir ve Ankara Ordonat Tekniker okulu’na gider ve ilginçtir okudugu ve ödüller aldigi okul daha sonra 1971 askeri darbesinde mahkeme salonuna çevrilir ve Asik Mahzuni okudugu sinifinda hakim karsisina sanik olarak çikar ve orada yargilanir.
Bu arada Asik Mahzuni 12-14 yaslarinda önlüklü bir Ilkokul ögrencisi iken ailesinin baskisiyla dayisinin kizi Emine ile nisanlanir. Daha sonra evlenir ve bu evlilikte bir kizi olur. Yapilan zoraki evliligi okul yillarinda bitirir ve bosanir.
Okul dönemlerinde Baglama çalmasini ögrenir ve yavas yavas siir yazmaya baslar. Kendisinda halkçilik ruhu baslar ve okudugu Kuleli Askeri Lisesinde sistemle ters düser ve ordudan ayrilir.
1961 yilinda Italyan asilli Sovina (Suna) isimli bir genç kizla tanisir ve evlenmeye karar verir. Fakat Suna 14 yasinda oldugu için evlenmeleri engellenir ve bu evliligi o dönem medya’ya konu olur. Sonra Suna ile evlenir ve bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adinda 3 çocugu olur. Hayati boyunca ihanetlere ugramis Asik Mahzuni bu evliliginde en yakin arkadasinin ihanetine ugrar bu arkadasi Suna’yi kandirir ve birlikte kaçarlar.
1963 yilinda Yazar Halil Aytekin ile tanismasi Asik Mahzuni’nin hayatinin dönüm noktasi olur. Halil Aytekin’nin yardimlariyla gazeteci Fikret Otyam ile tanisir ve Asik Mahzuni ile ilgili ilk yazi Cüneyt Arcayürek kaleminde Hürriyet’te yayinlanir.
Bu dönem TIP’in (Türkiye Isçi Partisi) kurulus yillarina denk gelir. TIP yöneticileriyle tanisir ve onlardan yardim görür. Asik Mahzuni bu yillarda Asiklar Dernegini kurar ve orda sanat ve siyasi mücadelesini verir. O zamanlar TRT Turizm Bakanligina bagli oldugu için Asik Ihsani, Kul Ahmet ve Asik Mahzuni buraya müracaat ederler ve TRT’den söylemelerine izin çikar. En büyük konserini o zaman Büyük Sinemada verir ve artik tüm Türkiye kendisini tanir.
Bu dönemde Asik Mahzuni kendisini rahatsiz eden bir seyin farkina varir kendini sorgular “bana bir mücadele gerekiyordu, Kime ve neye karsi ? Gün geçtikce görerek, duyarak, sezinleyerek, okuyarak bunu daha iyi anlamaya basladim. Bütün benligimle kendimi saza verdim çaliyordum, söylüyordum ama çalismalarima bir yöntem vermem gerekiyordu” der. 1968 Türkiye ve dünya gençlik hareketlerinde etkilenir. 1971 yilinda yapilan askeri darbe sonucu Süleymen Demirel hükümeti devrilmis ve yerine Nihat Erim baskanliginda bir hükümet kurulur ve halka karsi ve özelliklede sol kesime karsi baski ve siddet uygular ve Asik Mahzuni Erim erim eriyesin/sürüm sürüm sürüm sürünesin türküsünü söyler. Bu türkü ile bütün Türkiye çalkalanir kim bu basbakan alehine türkü söyleyen diye ve hemen tutuklanir 4 ay ceza alir.
Bu sirada Asik Mahzuni akrabasi olan Elbistan’li Fatma Özdemir ile tanisir ve evlenmek ister. Ne yazik ki ailesi basi belada olan, elinde sazi diyar diyar dolasan bir Asiga kiz vermek istemez. Fakat ikisinin sevdasi bu zorluklari yener ve evlenirler. Bu evlilikten Derya, Ali, Seyda ve Yetis adinda 4 çocuklari olur. Asik Mahzuni’nin türkülerine ve deyislerine Fatma, Fadime olarak girer. 6 aylik evliyken Halki suça tesvikten 1973 yilinda tutuklanir Kizi Deryanin dogdugu gün serbest kalir ve 27 gün sonra tekrar tutuklanir.
Asik Mahzuni Serif deyim yerindeyse 3 gün içerde 5 gün disarda yasamina devam eder.
Mahzuni Subat 2001 tarihli Kizildeli dergisinde çikan Hem Kizilbas Hem Aleviyim baslikli yazisindan dolayi DGM’de yargilanir ve öldügü güne kadar mahkeme devam eder. Bu yazisinda “Ben allah adina insana secde etmeyi yeglemekteyim. Bir Alevi çocugu degil bir Hiristiyan, bir Musevi de olsam böyle düsünmekteyim.... Insan aleminin sevgisinde, gönlünde, bütünlügünde ve doganin her güzelliginden beni yaradani arayip keyfime göre isimlendirdim. Ona gönül dedim, bülbül dedim, çiçek dedim, Ali dedim, Veli dedim agzima güzel gelen herseye onun adini verdim. Bunu bana haram edecek her yasaya, her bilirkisiye, her dinsel nasa rest çekmekteyim..... Türkiye Alevilerinin yolunun gerçek Ali’ci yol oldugunu savunmak ve yaymak isterim. Çünkü Ali’nin baslattigi cemahiriyel vukuat (halkci hareket) Atatürk’ün noktaladigi Cumhuriyetin mayasini hazirlamistir.” Bunlari savunur ve savunduklarinda dolayi yargilanir.
ASIK MAHZUNI’NIN SANATI
Asil adi Serif Cirik olan Ozan daha sonra Asik Mahzuni Serif Mahlasini alir ve sanatini bu isimle icra eder.
Asik Mahzuni Anadolu’da Ozanlik Misyonuna
“En yakin tarihi ile onbin yillik bir kültürün üstüne katlana gelmis, Asya kültürünü olusturmus, Asya kültürü içerisinde Anadolu Harmanini mozaiklemis bir kültürün adidir” diye yorumlar.
Ozani,
“Bulundugu halkin tarihini, mevcut yasamini ve gelecegini ince, çok hassas bir mesuliyetle sazli kültüre diken insandir” diye tarif eder. Ve ”iste ben böyle bir halktan geldigim için tükenmiyorum, kaynak olarak halkimi gösteriyorum... 1950 yillarda basladigim saza, cemlerde ve görgü ya da muhabbet anlarinda edindigim engin ögretileri de katarak halk ozanlari safina girmis oldum. Ve dedigim gibi tarihi halk ozanligi misyonuna duydugum bozulmaz saygi zaman zaman çagimizda kendini gösteren halkci ve demokratik kavgayi (devrimciligi) da düsüncelerime tasimis oldu. Yaklasik kirk yildir saz çalar deyisler söylerim”.
Asik Mahzuni sanatini üretirken halkindan kopmamis, halkin gönül penceresi olmus, Halkin acilarina, sevdalarina, istemlerine ve duygularina sazi ve sözüyle tercümanlik yapmistir. Gün gelmis halkin silahi olmus, gün gelmis halkin rehberi olmus, gün gelmis halkin tasa tuttugu çagimizin Çagdas Pir Sultan Abdali olmustur. Ozan Kizil Ötesi yazisinda “ben bu sazi elime alipta, inlemesine, tinlamasina düsüncelerime katisim neredeyse 50 yili bulmaktadir. Ve bu sazimin yüzünden az mi dayaklar yedim, az mi küfürler isittim, en azindan agzimda dislerimin vadesi ermeden teker teker düsürüldü. Aslina bakarsan sazimin degil, sazima kattigim düsüncelerimden dolayi bunca zahmetleri, küfürleri, hakaretleri, hapislikleri çektim”. der.
Alevilikle ilgili yazili belge bulmaktan zorlandigimiz bu günlerde nasil ki asirlar önce yasayan Nesimi’ler, Yunus’lar, Kul Himmet’ler, Sah Hatayi’ler, Pir Sultan Abdal’lar bu gün hala bizlere rehber oluyorlarsa Asik Mahzuni Serif’de bizlere rehber oldu. Bundan sonra ki nesillere de rehber olacaktir.
Kendisi “geçmisteki ozanlari, yasayan ozanlari bir bir inceledim. Kendime yol gösterecek olanlari kilavuz olarak seçtigim Pir Sultan Abdal oldu. Ses olarakta etkilendigim Davut Sulari’dir. Toprak çocuguyuz, topraga karsi büyük bir özlemimiz var. Bunlari dile getiren Veysel Babadir. Belirli bir derecede onunda etkisinden kaldim. Türkülerime Asik Veysel mülayimligini kattim. Düsün felsefemide yine Pir Sultan Abdal’dan aldim. Ve sunu anladim O güne kadar Halk sürekli olarak istismar edilmis. Halk siiri gelenegi gül, bülbül, çiçek edebiyat ile uyutma perhizi olarak kullanilmisti. Ilk amacim bugüne kadar gelen bu kaliplari kirmak oldu. Olaylardan ve halkin yasamindan aldigim gerçekleri konu olarak isledim ve bu güne kadar böyle geldik....Ben anadolu geleneksel halk kültürü zincirinin kendi çapinda bir ozaniyim. Ancak cumhuriyet kavraminin cumhuriyetce yapinin bikmaz usanmaz bir hayrani ve müptelesiyim”. der.
Mahzuni bu siirinde etkilendigi Asik Veysel’e Neden sadik yarin kara topraktir diye sorar ve birazda sorgular
ASIK VEYSEL’E
Ahrette selamim olsun Veysel’e
Neden sadik yarin kara topraktir
Yiyen yedi konan göçtü dünyada
Neden sadik yarin kara topraktir
(......)
Topragi olanlar topraga söver
Topragi olmayan bagrini döver
Babamin topragi var ondan över
Neden sadik yarin kara topraktir
(......)
Ben dünyadan doya doya giderim
Tarihten sizarak soya giderim
Kafam kizar ise aya giderim
Neden sadik yarin kara topraktir
(.......)
Koyun vermis kuzu vermis süt vermis
Fakirin hakkini neden kit vermis
Fakirler ot yutmus, beyler et yemis
Neden sadik yarin kara topraktir
Hakaret degildir sana muradim
Yillar yili Veysel’imi aradim
Benim sadik yarim anam avradim
Neden sadik yarin kara topraktir
Topraktan yapilir kiliçla kama
Topragin günesi benzer aksama
Mahzuni Veysel’in yavrusu ama
Neden sadik yarin kara topraktir
Asik Mahzuni sanatini icra ederken adeta Polis ve Jandarma kendisini takibe alir bir çok konserinden sonra gözaltina alinir. Kendisi bu konuda “hapislik kahrolasi bir hayat tarzidir. Özgür bir insanin hiç bir zaman hapis yatmak için budalaca düsüncesi olamaz. Ancak basa geldigi zaman bundan kaçmak gibi bir ayibi da olamaz.... Her gün dipcikler altinda ezilen Anadolu insanini, memleketi için canini veren gençlerin yedigi idamlari ve topragimda dalgalanan yabanci bayraklari düsündügümde kahroluyorum. Ve bu kahrolusum henüz bitmis degil. Çünkü saydiklarimin çogunu mahpuslugun disinda da tatmaktayim. Ülkem bana zaman zaman mahpus gibi geliyor”. diyerek ülkenin emperyalist güçlerin hegomonyasina birakilmasina ve bu ugurda mücadele edenlerin çektikleri acilara parmak basar.
Asik Mahzuni 1972 yilinda sazini eline alir ve Sivasin Sivrialan köyüne Asik Veysel’i ziyarete gider. Asik Veysel’e Asik Mahzuni’nin geldigi söylenir. Mahzuni içeri girince Veysel Baba ayaga kalkar, yaninda bulunanlar sasirirlar ve Veysel Baba’ya “sen bu güne kadar kimsenin önünde ayaga kalkmadim bu kalkisin nedendir?” diye sorarlar. Veysel Baba sesini yükselterek “susun gelen Pir Sultan olsa gerektir”. der.
Asik Mahzuni’nin ünü Türkiyenin en icra köselerine yayilir ve artik Mahzuni diger sanatcilarin ekmek teknesi olur. Kendi dönemlerinde ünlü olan türkücüler ve pop sanatcilari ozanin bestelerini söylemeye baslarlar. Kimisi büyük ozana saygilarindan kusur etmezken, kimisi Mahzuni Mahlasini bile kullanmaz. Telif hakkini hiç ödemezler.
Süleyman Zaman, Mahzuni Serif- Yasami, Dünya Görüsü, Siirleri adli kitabinda ozanlari söyle degerlendiriyor. “Bazi ozanlar toplumun yalnizca maddi çeliskilerini, maddi olumsuzluklarini ele alirken, bazi ozanlar yasadiklari dönemde ki insan iliskilerini, ve toplumun maddi ve hem de kisinin veya toplumun piskolojik, inanç ve tinsel çeliskilerini, yönlerini de yansitirlar. Iste Mahzuni Serif bu ikinci tanima giren ozanlarimizdandir.”
Yine ayni kitabinda “Toplumu ve insani etkiliyen her seyi bulmak olasidir. Öyleki, onda bilim vardir, din vardir, kitap vardir, toprak vardir, meclis vardir, kader vardir, felsefe vardir, köy ve sehir vardir, Devlet ve millet vardir, Baris ve savas vardir, Insan ve doga vardir, yigitlik ve erdem vardir, baskaldiri vardir, yol vardir, zevzeklik ve nakkaslik vardir, dünyada insana seslenis vardir, soyanlar vardir, haci-hoca-dede vardir, kisacasi ne ararsan vardir.”der
Aziz Nesin ile siir üzerine yapilan bir söyleyiside Mahzuni’nin siirini “zor yazilan ama kolay anlasilan siir” olarak degerlendirir.
Asik Mahzuni Serif’in sanatini ve kisiligini katagaorilere ayirmak hem kolay hem de çok zordur. Çünkü 400’ün üzerinde Plak, 59 Kaset, 9 tane kitap ve yüzlerce siiri var. Istedigin konuda siir, türkü, deyis ve Duaz-i Imam var. Zor olani, bunlar arasinda seçim yapmaktir. Biri birinden degerli bu eserler arasinda seçim yapmak insani gerçekten zor durumda birakiyor. Her eserinde ne ararsan vardir.
Asik Mahzuni Serif’in sanati bazi kesimlerce elestirilir. Çok sesli müzik yaptigini iddia edenler, yaptiklari müzik ile Asik Mahzuni’nin 7 telli baglamasinin sesini veremezler. 1975-1980 yillari arasi bazi sol guruplar ve örgütler Asik Mahzuni’nin yapmis oldugu müzigi geri kalmislikla suçlarlar. Kendilerini yapmis olduklari mars ve sologan müzigini savunurlar. Ancak söylendigi günden sonra unutulan bu tür müziklerin aksine Asik Mahzuni’nin tarzi degismemis ve halka mal olmustur. 1980 darbesinden sonra sistem tarafindan yozlastirilan gençlik Arabeks müzigi ile uyusturulmus, kaderci ve içi bos bir gençlik olarak yetistirilir. Buna karsi bir zamanlar kendisini elestirenlerin can simidi olmustur. Ozan bu konuda “Ben içerde bulunan hiç bir örgütün mensubu olmadigim gibi, onlarla hiç bir alisveriste dahi bulunmayan bir sanatciyim. Hatta çogu sol örgütlerden revizyonistçiligim, fasistçiligim, isbirlikciligim gibi sifatlarla nitelendirilmektedirler. Ama bütün insanlara insan olmasindan dolayi deger verdigimden, bu tür olaylarin yasanmasina karsiyim”.
REST
Bana dönek demis itin birisi
Açigim neymis sor hele hele
Eli çatlamamis ayi irisi
Gel bizim köylerde dur hele hele
Bir yigin kitabi yigmis önüne
Sinek konsa korkar tatli canina
Hipi yosmasini almis yanina
Pehlivanlik yapar gör hele hele
Köylüden yanadir toprak görmemis
Viskiden gayriye dudak sürmemis
Ömür boyu serçe bile vurmamis
Ordu yikacakmis ker hele hele
Yigittir ölüsü daglarda kalan
Yigittir yigidin öcünü alan
Soytaridan yigit olurmu ulan
Sen bizim daglara gir hele hele
Bu herifin önü sonu ayandir
Anlayana benim sözüm beyandir
Senden korkan hayvan oglu hayvandir
Gelde Mahzuni’yi vur hele hele
Burada Asik Mahzuni’nin halkin dertlerini, sevdalarini, acilarini özlemlerini dile getiren türkülerini dinliyelim.
1. Bilmem söylesemmi söylemesemmi
2. Ince ince bir kar yagar
3. Ehvah Köyüm dertli köyüm
4. Aha Mehmet Emmi |
| Copyright © 2007- 2012 Karpinar Köyü Sitesi. All Rights Reserved |